MUSTAFA SALİM salimhoca@hotmail.com

KURİŞ VE KUYTUL’LA BELİREN TEHLİKE

06 Eylül 2026 Pazar 23:43

Devletimizin son günlerde Alihan Kuriş ve Alparslan Kuytul’un başını çektikleri cemaatlerine, kanuna aykırı faaliyette bulunmaları sebebiyle harekete geçerek iki ismi derdest edip içeri alması gözlerin yeniden İslami dernek ve vakıflar üzerine çevrilmesine neden oldu. Özellikle bu iki ismi piyasaya süren karanlık eller, devletimizin yaptığı operasyonu karalayıp sıradanlaştırmak suretiyle halkı kullandıkları İslami argümanlar üzerinden hükümete karşı kışkırtma hamlelerini başlattılar. Milletimizin çok uyanık olması gerekir. Çünkü bu filmi daha önce FETÖ üzerinden oynattılar. 28 Şubat sürecinde Müslüm Gündüz ve Ali Kalkancılardı piyasaya sürülen filim. Tüm mesele dinimizi insanımızın nazarında basite indirmek ve bir adım ötesinde dinle olan tüm ilişki ve irtibatlarını kesmektir.

O karanlık eller şunu çok iyi biliyor ki bu millet diniyle buluşup o hal üzere yaşadığı sürece kendisini yolundan edecek hiçbir gücün olmayacağıdır. Bunu Selçuklu geçmişimizde de gördüler, Osmanlı geçmişimizde de…

O karanlık ellerin, özellikle bu son iki operasyon üzerinden hareketle ülkemizde faal olan bir çok sağlam dini yapılanmanın yasaklanmasına yönelik akla ziyan kara propagandaya başladıklarını görüyoruz. Sosyal medyada bu manada çokça kışkırtıcı faaliyetlerine şahit olduk. Haliyle bir taşla kuş katliamına kilitlenen bu karanlık yapı karşısında çok dikkatli olmamız gerekiyor.

Ülkemizin huzurunu bozmak adına faaliyet gösteren aykırı unsurların görünürdeki İslami kimliklerinden hareketle bir taraftan hükümetin dinimize karşı lakayt olduğu yönünde girişimde bulunan karanlık mahfiller bir taraftan da saf ve temiz niyetlerle faaliyette bulunan İslami dernek ve vakıfları da karalayarak onları hedefe koydular. Halk deyimiyle şeytanın aklına gelmeyecek şekilde hareket etmeye başlayan karanlık bir yapıyla karşı karşıyayız.

Hangi İslami cemaatin ne kadar samimi olduğunu gösteren karinelerimizi göz ardı edersek birilerinin oyununa çok gelmişiz demektir.

O halde ne yapmamız lazım?

Bu luzumiyeti erbabından aktarmak babından bir misal ile izah etmek kerekir.

Mesela, İslami ölçülere bağlılığı her şeyin üzerinde tutan üniversiteden hocam Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan’nın talebelerine bu konuda rehberlik edişindeki tutumu örnek olarak verilebilir. Hocamız örgün olsun yaygın olsun fark gözetmeden sürdürdüğü ilmi faaliyetlerinde şu temel ilkeyi her zaman vurgulardı: "Ben Kur'an'a ve sünnete aykırı bir şey söylüyorsam, benim sözümü dinlemeyin." derdi.

Onun bu yaklaşımı, İslam alimlerinin tarih boyunca benimsediği hakikat anlayışının ta kendisiydi. Es'ad Coşan hocamızın bu konudaki temel öğretisi ve duruşunu konumuza ışık tutsun diye Kur'an ve Sünnetin Hakemliği şeklinde ifade edebiliriz.  Çünkü İslam'da hatasız ve kusursuz olan tek kaynak vahiydir (Kur'an-ı Kerim) ve onun uygulayıcısı olan Hz. Muhammed'in (s.a.v.) sünnetidir. Çünkü Kur’an’da ne yapacağımızı bulurken bunların hayata geçirilmesinin nasıllığını da  sünnette buluyoruz. Haliyle bu iki kaynak dışında kalan alimler, şeyhler veya liderler ne kadar bilgili olurlarsa olsunlar hatadan beri olamazlar.

Es'ad Coşan hocamız kişilerin sorgusuz sualsiz bir lidere veya hocaya bağlanmasını doğru bulmamıştır. Kişinin kendi aklını, basiretini kullanmasını ve söylenenleri dinin temel kaynaklarıyla tartmasını istemiştir ki üzüm salkımı metaforunda bu konuya bir hayli açıklık getirmiştir.

O halde meselelere bakışımızı bu iki kaynağa göre belirlemeliyiz.

Her söyleneni doğru kabul etmek en büyük yanlış olur. Bu hususta Hucurat suresinin altıncı ayeti bize ışık tutar. "Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, fasıkın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın."

Haşr suresinde de “Rasulullah size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan sakının" ifadesindeki hüküm inanan insanlar için bir zorunluluktur ve imani bir husustur.

Bir hadisi şerifte peygamber efendimiz “Size iki şey bırakıyorum. (Bunlara tutunursanız) asla delalete düşmezsiniz: Allah’ın kitabı ve sünnetim. Bu ikisi (kıyamette) havza kadar ayrılmadan beraberce geleceklerdir.” diye buyurmaktadır.

Olayları irdelerken takip edeceğimiz yol ve tarzımız bu şekilde olmalıdır.

Bu sebeple FETÖ’ye de Alihan Kuriş’e de Alparslan Kuytul’a da bu iki kaynaktan bakamazsak fevkalade yanılır, hatalara düşeriz.

Yaklaşımlarını daha çok tasavvufi temellere dayandıran fakat samimiyetten yoksun dernek ve vakıflara bir bakış açısı kazandırsın diye meseleyi biraz daha geriye götürmek gerekir diye düşünüyorum. Bugün sünnete yapılan saldırıların öncesinde mezheplere saldırılar vardı. Ondan önce tasavvuf düşüncesine saldırmışlardı. Kendilerince Kur’an’ın önündeki tüm engeller kaldırınca dinle irtibatımızın koparılacağını vehmedenler bugün de Kur’an Müslümanlığı adı altında haince faaliyetlerine devam ediyorlar.

 

Bunlara hem bir cevap hem de bakış açımızı daha geniş tutsun diye Yunus Emre’nin hayatını anlatan bir eserde hocasından dinlediği sohbette geçen bölümün özetine burada yer vermemin faydalı olacağı kanaatini taşıyorum.

Sohbette bulunan zat tasavvufu konusunu anlatırken "İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar" hadisine yer vererek yaptığı açıklamadan sonra “işte Allah’ın bazı kulları daha hayatta iken o uyanıklığı yaşamak istiyor. Tasavvuf kişiyi bu duruma hazırlayan bir gönül eğitimi manzumesidir. “Ölmeden önce ölünüz” hadisini de burada ele almanın doğru olacağını düşünüyorum. Demek oluyor ki ölünce madem insanlar uyanıyor o halde ölmeden önce ölmek bedenen ölmeyi değil, ruhen uyanmayı ifade ediyor.

Hz. Ali Efendimize ahiret inancıyla ilgili kendisine “seninle ahiret arasındaki perde kalksa inancında bir değişme olur mu” sorusuna “ben zaten öyle inanıyorum” cevabı ölmeden önce ölmenin yani dünyada iken uyanıklığın mahiyetini göstermesi bakımından önem arz eder. O halde iman etmiş her mümin iman derecesine göre bir uyanış içindedir. Tasavvuf adı altında verilen gönül eğitimi imandaki şuuru en yüksek mertebeye çıkarmak içindir. “Müminin ferasetinden sakının, çünkü o Allah’ın nuruyla bakar” hadisi de bu gerçeğe ışık tutmaktadır.

Bir Müslüman için dünya ahiretin tarlası mesabesindedir. Tarlayı kıymetli kılansa onun mahsül vermesidir. Ahireti dünya mahsülünün ambarlandığı yer olarak kabul ettiğimizde ahireti gölgeleyecek dünyevi hiçbir şey için ihtiras içinde olunmayacağı anlaşılmış olur.

Tasavvuf adı altında dünyevileşen akımlara bu çerçevede baktığımızda ölmeden önce ölünüz prensibini kalbin ölümü için kullandıklarını görürüz. Müslüm Gündüzcüler, Ali Kalkancılar, FETÖ şarlatanı, bugün Alihan Kuriş ve Alparslan Kuytul dediğim kişilerin mevcut durumlarından tasavvufun öğretilerinden çok çok uzakta olduklarını anlarız. Yoksa içinde yaşadıkları devlete ihanet edercesine faaliyette bulunmaları mümkün olmazdı. Bu durumda müntesiplerinin çok uyanık olmaları gerekir.

Anadolu insanının irfanı dillere destandır. Bu irfanın kaynağı dinimizin doğru kaynaklardan doğru metotlarla öğrenilip yaşanmasından kaynaklanmaktadır. Birileri bu irfandan rahatsız gördüğümüz kadarıyla. Yüzyıldır yapılan baskılar bu irfanın önünün kesilmesi içindi. Sahte yapılanmalar gerçeğin önünü kesmek içindi. Üretilen fikirler, peşine takınılan akımlar hep yanlışı dayatmak içindi. Bir taraftan tasavvuf adı altında Alihan Kuriş ve Kuytul’un başın çektiği iki camia, bunlar yüzünden kurtuluşumuzun vesilesi olan iki ana kaynaktan istifade etnediklerini görüyoruz. Bu tür yaklaşımlara çok dikkat etmemiz gerektiği gibi modernistlik adı altında peygamberi sıradanlaştıran akımlara karşı da dikkatli olmak gerekir.

Temel ilkelerimize Kur’an ve sünnette yer verildiğini düşündüğümüzde bu iki kaynağa saldırı mutlaka olacaktır.

Her iki akım yani modernist ve cemaat adı altında ortaya çıkan aykırı unsurların insanımızı Kur’an ve sünnetten ayırmaya çalışmalarına fırsat verilmemeliyiz.

Hakikat yolunda yürüdüğünü iddia edenlerin ikiyüz kilo altını biriktirmesi ve diğerinin halkı devletine karşı kışkırtması hangi dini ilkelere uygun birer davranıştır.

Devletimiz elbette bu aykırı unsurlara yol vermeyecektir. Devletimizin yanındayız. Coğrafyamızın dört bir yanı savaş sahnesine evirilmişken bu insanların kışkırtıcı davranışlarına elbette göz yumulamazdı.

Mustafa SALİM

06 Eylül 2026 Ankara

YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #
Hamza Çelik
Yorumunuz onay bekliyor ...
Mesut Hoca
Yorumunuz onay bekliyor ...