MUSTAFA SALİM salimhoca@hotmail.com

2026 YILI; TÜRKİYE OLARAK YENİ DÖNEMDE YENİ GÖREVİMİZ

01 Ocak 2026 Perşembe 18:57

İslam aleminin dağılma süreci nasıl ki bu topraklarda başladı, öyle görünüyor ki toparlanma süreci de yine bu topraklarda başlayayacak ve özlem duyduğumuz o ümmetin birlikteliği böylece gerçekleşecektir.

Yiğit düştüğü yerden kalkar der atalarımız. 

Erdoğanlı yıllarımız yiğitliğin kalkış hamlesiydi. Bir adım ötesi yıkılmamak üzere ayağa kalkıştır.

Son çeyrek asırda; 
Yapılan barajlar, tüneller, köprüler, metrolar, limanlar, marmaray, stadyumlar, tersaneler, hızlı trenler, havaalanları, milli silahlar, üniversiteler, nükleer santral, milli helikopter, adliye sarayları, bölünmüş yollar, taksim'e cami, tiyatro Sahneleri, şehir hastaneleri, dar gelirliye konut, insansız hava aracı, başörtüsünü serbest, geri dönüşüm tesisleri, boğazın  altına tüp geçit, Sismik Araştırma Gemisi, Kanser Tarama Merkezleri;

Arttırılan hastane ve ambulans sayısı, MR Cihazı sayısı, tomografi  sayısı, Diyaliz Cihazı sayısı, orman alanları, milli park sayısı, yeşil alan miktarı, temiz  plaj sayısı, açılan işyeri sayısı, turist sayısı, öğrenci sayısı, Öğrenci Burslarıı, doğalgazlı il sayısı, suya ulaşan haneler, tarımsal üretim, okullaşma oranı, Çiftçiye Destekler, Halka Sosyal Destekler, Şehit ve Gazilere Desteği, Eğitim ve Sağlık desteği;

Açılan Türkiye'nin ilk Tohum GEN Bankası, Türkiyenin ilk Milli Botanik Bahçesi, AYASOFYA;

Düşürülen faizler ve Kamu Borçları;

Yok edilen İMF Borcu, Hava Kirliliği, Çöp Sorunu, Trafik Canavarı, Katsayı Zulmü;

Dağıtılan ücretsiz kitaplar, Öğrenciye süt ve tabletler, okullara bilgisayar akıllı tahtalar;

Kaldırılan üniversite harçları, yurda getirilen Binlerce Tarihi Eserimiz, restore edilen Binlerce Tarihi Yapı ve Terörle Mücadeleden tutun da yaşlıya, engelliye, dul ve yetime maaş bağlayan;

Bunlar yetmezmiş gibi bir de 11 şehri yeniden inşa ederek 2 yılda 450 bin konut yapan bir liderden bahsediyoruz.

Bu eserler dosta güven verip düşmana korku salan hamlelerin neticesinde meydana gelmiştir. 

Bu eserler ayağa kalkışımızın destekleyici ana unsurlarıdır. Unsurlar tamam, sıra, ayağa kalkışta.

Bu kalkışımızdan memnun olanları kadar üzülülenleri de vardır. Memnun olan bizlerin elbette bir sorumluluğu olacaktır ki bunun ilki bu kalkışa sahip çıkarak onu savunmak ve engelleri hep birlikte bertaraf etmektir. Tabi bu noktada dikkat edecegimiz husus kimlerin rahatsız olduğunu bilmemizdir. 

Bu varoluş hamlemizden ancak düşmanlar rahatsız olur... Haliyle düşmanımızı ne kadar çok tanırsak ona göre önlemler alır ve hedefimize ulaşmamız da bir o kadar hızlı gerçekleşir.

Konu düşman olunca akan sular durur. Hele hele çok yüzlülüğün yaygınlaştığı bu yüzyılımızda... Mertliğin yerini maskelerin aldığı bu çağda pirincin içindeki beyaz taşları ayırmak neredeyse imkansız hale gelmiş durumda. Mertlik, delikli demirden bu yana yerini çakallıklara bırakınca dünya soytarıların eline geçti. Şeytanı dahi hayrette bırakacak derekede en adi davranışlarla tavır sergileyen şeytanlaşmış insan hileleri gırla gidiyor...

Siyonizm, son Gazze olaylarıyla şeytanlaşmış insanların ne yapabileceğinin en somut örneği. Haliyle istemez bunlar insanlık adına yeniden kalkışları. Yeniden dirilişleri.

İslam aleminin bu coğrafyada toparlanma adına yeniden sahne alışı, Siyonistleri dehşete düşürmüştür. Çünkü bu coğrafyanın İslam merkezini teşkil ettiği bin yıllık bir geçmişinde Türk milletinin neler yaptığını bilen Siyonistler, bu milletin yeniden dirilişiyle tüm planlarını nasıl akamete uğratacağını gayet iyi biliyorlar. Bu sebeple düşmanımızın kim olduğunun bilinmesi bu manada önem arz eder.

Bu milletin tarihten silinmek istenmesinin gayesi ne ise bugün onun yeniden kalkışının engellenmek istenmesinin gayesi de odur. Küfür tek millettir hakikatinden meseleye baktığımızda  müslüman olan bizlerin dünyada nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzu görürüz.

Biz İslam alemini toparlama yolunda ne kadar gayret sarfediyorsak karşı taraf da dağınıklığımızın devamı için bir o kadar efor sarfediyor.

Bizi bu cografyada mücadele etmeye sevk edip zaferler kazandıracak her atılım düşmanın bize kin ve hıncını arttırmaktadır. Yeni dünya düzeni denen tağuti sistemlerinin önünnde elde ettiğimiz gücü bir engel olarak görmekteler.

Bu manada onların gözündeki en büyük engel milletiyle bütünleşmiş bir liderle yönetiliyor oluşumuzdur. Çünkü böyle bir lider satın alınamaz. Böyle bir liderin oyunlarına gelmesi şurada dursun oyunlarını bozandır. Ülkemizdeki seçimlerin sancılı geçmesinin altındaki sebep de budur işte.

Siyaseten engellenmeyen bu liderin icraatları engellenmeye çalşılır. Bunu da dahili bedhahlarla yapmaya çalışırlar. Onun için değil miydi çeyrek asır öncesinin Türkiyesi başta istihbaratı olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarıyla harici düşmanların dahili piyonları elindeydi. 

Bugün artık o piyonlara geçit verilmiyor. Yetiştirdikleri piyonlarını asrın hırsızlığını yaparken yakalayıp içeri atıyoruz. Basın özgürlüğü maskesi altında iş çeviren, eli tetikli dengesiz gazetecilerini kodese tıkıyoruz. PKK ve FETÖ gibi örgütlerinin inlerine girip cehennemi yaşatıyoruz. Ve güçlü bir Türkiye inşası yolunda emin adımlarla yürüyoruz. Suriye'de oyunlarını bozuyoruz. Libya'da göz açtırmıyoruz. Karabağ'da karalar bağlatıyoruz. Sudan'da nefes aldırmıyoruz. 

Bu hamleler gücümüzün bir göstergesi. 

Karşımızda bir düşman var ve her yolu deneyerek bizi yolumuzdan etmeye çalışıyor. Gözdağı vererek korkutmak istiyor. Bunları görmezsek Gürcistan'da  uçağımızın neden düşürülmek istendiğini anlayamayız. Çankırı yakinlarında düşen SİHA'nın ne manaya geldiğini bileneyiz. Haymana'da Libya'ya uçuş yapan uçağın düsürulmesindeki hedefi kavrayamayız. Çünkü düşmanlarımızın dünya oyunlarını tek tek bozuyoruz. 

Böylece 2025 yılın sonlarına doğru geldigimizde Yalova'da DEAŞ'ı devreye sokan bu sinsi düşmanların İstanbul'a götürnek üzere hazırlandıklar ve sayısı ikibini geçkin silahını yakaladığımız gibi eylem yapmak üzere tertip alan 100'ü geçkin teroristine de göz açtırmadık. Belki de kana bulandıracakları bir İstanbul'a nefes aldırarak Filistin'e destek yürüşüyle davamıza bağlılığımızı bir daha dünyaya gösterdik.

Bu manada 2026 yılında millet olarak daha çok uyanık olmalıyız. Düşmanın oyunlarına asla gelmemeliyiz. İçimizde azgın azınlıkların hala güçlü olabildiğini göz ardı etmeyelim. Fasıkların getirdiği haberlerin, düşmanın bir saldırı aracı olduğunu da unutmayalim.

2026 yılında Hakk'ın hakim olduğu bir yıl olması temennisiyle...

Mustafa Salim
01 Ocak 2026 Ankara

YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #
Ahmed Feyzi
Yorumunuz onay bekliyor ...
Tahir
Yorumunuz onay bekliyor ...