MUSTAFA SALİM salimhoca@hotmail.com

23 NİSAN’DA SIRTI DÖNÜKLERİN MİLLETTEN KOPUŞLARI

26 Nisan 2026 Pazar 19:23

Ne arlanmaz bir zihniyetle karşı karşıyayız.

Gazianetep'te 23 Nisan Çocuk Bayramı’nda Mehter Marşı’nın o deruni ve bir o kadar da gurur verici sesinden rahatsız olan muhalif bir kesim etrafa cıvıl cıvıl neşe saçan melek ruhlu, güzel yüzlü yavrularımıza arkasını dönerek  günün coşkusuna gölge düşürücü hal ve harekette bulunma cüretinde bulunarak bu millete adeta meydan okudular.

Meydan okuma diyorum, çünkü bu sırt dönüşler aslında milleteydi. Milletin değerlerineydi. Milleti millet yapan tarihineydi.  Sonra da düşünmeden edemiyorsun; gerçekten bu coğrafyada bunlarla birlikte mi yaşıyoruz diye.

Ayrı bir etnik yapın olabilir.

Ayrı bir inancın olabilir.

Ayrı bir düşüncesinin insanı olabilirsin.

Ama her şeyden önce insan olmayı bilmelisin.

Kim olursan ol, neye inanırsan inan, fikrin, zikrin ne olursa olsun biz bu coğrafyada kimseyi dışlamadan yetmiş iki millete kucak açmış ve bin yıl süren bir idare ile kimsenin huzurunu kaçırmadan adaletin kol gezdiği örnek bir yönetim sergilemiş yüce bir milletiz. Bu tutumumuz bizi ayrı ayrı milletlerin gönlünde taht kurmamızı salık kılmıştır. Bununla övünmüşüz ve hala da övünmekteyiz. İstanbul’un fethi kadar manidar olan Bizanslı Grandük Notoras’ın ,“Başımızda kardinal külahı görmektense, Osmanlı sarığı görmeyi arzu ederiz.” demesinden övünç duyduk ve duyuyoruz. Çünkü ortodokslar Osmanlının adaletine güveniyorlardı. Böyle necip bir milletiz biz.  Tıynetimiz bu ve asla bundan da vaz geçmeyiz. Çünkü medeniyetimiz “yaratılanı yaratandan ötürü sevmek” üzerine bina edilmiştir.

Bu kadar iyi olmamız, her kötülüğe göz yummamız anlamında da gelmemiştir ve gelmesin de. O yüzden milletin değerlerine sırtını dönenlere asla tahammül edilemez.

Bir bakıma millet olarak alnına sürülmek istenen lekeyi izale sadedinde 23 Nisan Çocuk Bayramı’nda Mehter Marşı dinletisiyle kökenlerinin derinliklerine bağlılığını ibraz etmek gayesine matuf olan milletin bu  gayretini görmezden gelen sırtı dönük bu insanların tüm güzel meziyetlerimize rağmen yaptıklarını içimize sindiremiyoruz.

Millete sırtı dönük bu insanlara soruyorum;

O katliamı gerçekleştiren genç insan, hayalinizdeki tipleme değil miydi?

O gencin o hale gelmesi sizin eseriniz değil mi?

Gençlik cinnet geçirmesin diye eğitiminde yer verilmeyen milli ve manevi değerlerin yeniden müfredata dahil olmasını engelleyen siz değil misiniz?

Kimin aklıyla oynuyorsunuz?

Bu millete yıllarca uyguladığınız baskılarla kökenlerini unutturmaya çalışmanız yetmedi mi?

Biz genç neslimizi tüm tehlikelerden korumaya çalışırken onları cehenneme davet eden sizler değil misiniz?

Siverek ve Maraş’ta peş peşe gerçekleşen menfur olayı görmeyip milleti kaosa sürüklemek isteyen yine siz değil misiniz?

Fakat sizin bu oyununuza ne gelecek bir millet var ne de ona göz yumacak bir devlet.

Bu sırtı dönüklerin iki menfur olayla birlikte protestoları ne faillerin yetişme tarzlarına ne de eğitimin eksik yanına oldu. Tek dertleri iki olaydan hareketle milleti galeyana getirmekten ibaretti.

Daha fazla kan akmasın diye öğrencilerine hayatı pahasına siper olan öğretmenimizin acısını duydular mı? Asla.

Millete başsağlığı dilerdiler mi? Asla.

Peki kim bunlar ve nedir dertleri?

Anıtkabir’de pavyon kılıklı bir öğretmenin kutlama rezaletine,

Kızlı erkekli çiftlerin birbirine sıkıca tutunarak ve dönerek Avusturya’da "Kralların dansı" olarak bilinen vals eşliğinde 23 Nisan kutlamalarına,

Yine İzmir’de bir okulda yapılan sirtaki denilen Yunan dansına,

Bayrağı gönlere çeken bir kızımızın yarı çıplak gösterisine,

Mini mini çocukların heykeller karşısında secde ettirilmesine sırt çevirdiklerini gören var mı?

Bunlar siyaset denince çalıp çırpmayı,

Özgürlük denince belediyelerde çiftleşmeyi,

Bilim denince “b.k” yemeyi,

Biyoloji denince Darwinci olmayı,

Tarihini Yahudi kaleminden,

Dilini de Ermeni’den alacak kadar diline nankör, tarihine düşman, Adem’den değil maymundan gelmeyi yeğleyen, akılda putçuluğu ve siyasette kandırmayı yeğleyen düşük seviyeli insanlardır.

Düşük seviyeli insanlar olmasaydı o toplulukta o güzelim çocuklara sırtını dönerler miydi? Ar eder insan.  Arlanmak nerede, insanlık kalmamış ki?

Gerçi arlanmak hayadan, haya da imandan gelir.

Millete sırtı dönük bu insanlara bakıp acaba millete bakacak yüzleri mi kalmadı diyesimiz gelse de “perşembenin gelişi çarşambadan belli olur” ilkesine tosnayıp kalıverdik. Yüzsüzlükte bir numaralar.

Çünkü;

Öze dönüşümüzün simgelerine yönelişimizden ancak özümüzden olmayanlar rahatsız olur...

Bunlar neyi özendirdi?

LGBT'yi.

Bilumum ahlaksızlığı.

Davranışlarıyla öze dönüşümüzü sergileyen şu melek ruhlu yavrularımıza arkalarını dönerken;

Uşak'ta işledikleri fuhuş ile uçaktaki fuhuş rezilliği akıllarına  gelmedi mi?

İstanbul Büyükşehir Belediyesini soyup soğana çevirenlerin yaptıkları hırsızlıklar akıllarına gelmedi mi?

Fırıldaklığınızı bu millet yemiyor artık...

Bu millet sizin gibilerin kendi kanından olmadığını da düşünüyor...

Yıllardır bu milleti özünden etmeye çalıştınız.

Minik baleye yol verdiniz Kur'an'ın önünü kestiniz.

Mini etek dediniz örtüye karşı çıktınız.

Pavyon ve gazino açtınız camileri kapattınız.

Çanların sesine ezanları boğdunuz.

Yahudi'nin borusunu cenazede öttürdünüz.

Cumartesini Yahudi'ye, Pazarı Hristiyan'a peşkeş çekip Cumayı müslümana darettiniz.

Dindarlığa gericilik, zevzekliğe ilerilicilik dediniz.

Yine de bu milleti özünden edemediniz.

İndireceğiz diyorsunuz iktidarı; lakin bu millete sırtınızı döndürmekten vaktiniz olursa tabi...

Sırtınızı dönerken öyle bir kimlik bıraktınız ki bunu anlatmak için ciltlerce kitap yazsaydık bu kadar faş olmazdınız. Her musibette bir hayır vardır deriz ya işte tam onu yaşadık.

Mustafa SALİM

26 Nisan 2026 Ankara  

YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #
tahir
Yorumunuz onay bekliyor ...
Mesut Hoca
Yorumunuz onay bekliyor ...
Emrah şen
Yorumunuz onay bekliyor ...