Ülkemizin muhalefeti meseleyi ters anlamış olmalı ki millet Mersin’e giderken bunlar hep tersine gider. Millet hak derse bunlar batıl der. Millet aydınlık peşinden koşarken bunlar karanlığa kaçar. Çünkü oluşumları terslik üzerine kurulu. Çünkü bunlar bu milletten değiller. Biz ne kadar birleştirici olduysak bunlar o kadar ayrıkçı oldular. Maya hamur meselesi işte...
Bin yıllık dünyaya hakimiyetimizin destansı yıllara nispetle dün diyebileceğimiz yakın bir zamana denk gelen varlıklarıyla muhalefetin bu topraklarda ilk zuhurları ittihad ve terakki ismi altında vuku buldu. Ne ittihatları bu milletin işine yaradı ne de terakkileri. İttihatları hakka karşı batıl lehine olurken terakkileri manadan uzak manasızlık üzere oldu. Zuhur ettikleri günden bugüne Devlet-i Aliye-i Osmaniye’nin koca çınarını kemiren birer kurtçuk olup zarar vermedikleri bir kök ve dalını bırakmadılar.
O günden sonra bu yapı milletimizi tüm değerlerinden koparmak için ellerinden geleni ardına bırakmadılar. Kurulan yeni devleti millete rağmen yöneterek en kilit yerlerine yerleştirdikleri kişi ve uyguladıkları yöntemlerle kan kustururcasına bir idare anlayışı sergilediler. Bu aziz milleti yıllarca sindirdiler. Değerlerine kastettiler. Camilerini bile yıktılar, bazısını kapattılar; hatta ahıra bile çevirdikleri oldu. Bu millete mihmandarlık eden nice alimleri eften püften sebeplerle astılar. Menemen olayını bu yüzden tertip ettiler, Şeyh Sait olayını isyan deyip bu sebeple körükleyip üzerine gittiker. İskilipli Atıf Efendiyi bunun için astılar. Ve daha niceleri. Menderes’in asılması da bu nedenleydi. Yapılan tüm ihtilaller yine bu gayeye matuftu. Tüm meselekeri bu milleti tekrar ayağa kalkmaması içindi. Özal’ın ölüm sebebi de buydu Muhsin Yazıcıoğlu’nun da.
Bin yıl sürecek dedikleri 28 Şubat zulmünü de 15 Temmuz hain girişimini tertipleyen bunlardı.
Ekonomimize kast etmelerinden tutan da bilimsel gelişmelere mani olan da bunlardı. Petrol kuyularını bu yüzden betonla doldurdular ve devrim otomobilini daha ilk sürüşünde devirdiler. Uçakları toprağa gömdüler, okumasın diye Anadolu gençlerimizi toprağa mahkum ettiler. Sinema, tiyatro, gazino ve pavyonlarla bu milleti eğlenceye mahkum ettiler. Yaptıkları her şey bu milletin bir daha ayağa kalkmaması içindi.
FETÖ’yü peydahlayan da bunlardı PKK’nın önünü açanlar da...
Son çeyrek asırda ülkemizi şaha kaldıran devlet idaremizi çökertmek için etmedikleri yalan ve atmadıkları iftira bırakmadılar. Medet umdular doğa afetlerinden; istediler ki bir yangın çıksın ya da bir sel; hele bir deprem bulunmaz nimet olacaktı kendileri için. Sırf hükümet devrilsin diye.
Osmanlının azınlıklara sundukları imkanları aleyhimize kullanan üç azınlık ile boğuştuk on yıllarca. Baktık ki bunların kimi Sabetaist Yahudi, kimi Rum kimi de Ermeni. FETÖ bir Yahudi örgütüydü ama müslüman sosluydu ve PKK bir Ermeni örgütüydü ama sosu Kürt idi...İmamoğlu ile bir de Rumlarla tanıştık ki İstanbul’u eline alarak yapmadığı soygunu bırakmadı. Hatta bana öyle geliyor ki muhalefet partinin içindeki çalkantılar sanki Yahudi, Ermeni ve Rum azınlıkları arasında bitmeyen bir hesabın neticesi.
Dün Ayasofya ibadet açılacak dendi karşı çıkan bunlardı. Taksim’e cami dendi höyküren yine bunlardı... Bugün de Kadıköy’e cami deniyor, olmaz diyen yine bunlar. Geçenlerde sosyal medyada bir anket yayınlandı. Bir savaş çıksa ülkeni savunur musun diye. Yüzde 74’ü canu gönülden evet dedi. Paki yüzde 26’sı kim dersiniz? İşte bu muhalefet.
Bugün Kadıların köyünde cami olmaz diyorlar...
Bunlar yoksa içimizdeki Epstein'in peydahladıkları mı? Onu bilmem lakin ondan beslendikleriden şüphem yoktur.
Başka ne beklenir.
Havadaki uçakta sevilmeyi özgürlük gören bunlar.
Uşakt'ta belediye başkanının rüştüne ermemiş bir kız çalışanıyla çiftleşmesini medeniyet gören yine bunlar.
Hayvanca yaşamın adını özgürlük koyan o batının mankurtlaştırdığı da bunlar.
Ahlaksızlığın iç yüzünü gösteren simgelerden cin çarpışa dönen şapşallar değil de kimdir bunlar?
Velhasılı bunlar, içimizde olup da bizden olmayan kanı karışık bir zümre
Bunlar, izbe köşelerinde karanlık hayat yaşarken güneşin doğuşundan rahatsız olan yarasalar...
Taksim'e cami yaptığımız gibi Kadıköye de bu camii yapacağız.
Ayasofya'nın engellerini kaldırdığımızdan rahatsızlıkları bundandı. Camisiz bir şehir ve camisiz bir nesil olsundu istedikleri.
Konstantiniyeyi arzulayan Rum tortusu ve artığı bunlar.
Biz ki bu beldede İslamı bol kıldık.
Çakalın kolunu kestik.
Hainin belini kırdık.
Ve sonunda insanlığı kurtardık böylece tüm pisliklerden.
Bunlar bugün bu direnişleriyle tekrar pisletmek istiyor bu güzelim şehri...
Bunlar bu memleketin hayrına olanı asla istemezler.
Bu şehrin ve bu ülkenin hayrını isteyen bizler bu hayırsızlara asla göz yummayacağız...
Tüm mücadelemiz güzel kalsın şu güzelim topraklar...
Mustafa Salim
31 Mart 2026 Ankara