Ramazan Bayramımız kutlu olsun.
Bayramlar sevinçlerin yaşanıp paylaşıldığı zaman dilimleri olması hasebiyle kıymetli addedilmiştir. Bu manada bir zaman kesitinin bayram sayılması bir başarının taçlandırdığı örnek yaşayışların muazzam hikayelerinden oluşur. Kurban bayramının temelinde de bu muazzam hikayeleri görüyoruz milli bayramların temelinde de...Milletimize has 30 Ağustos Zafer Bayramı gibi... O günün bayram sayılmasının temelini nice zaferlerimiz teşkil etmiştir.
Ramazan bayramını kıymetlendiren hikayesi ise her yıl ki tekrarlanışında ve kişinin kendisinden ileri gelir. Hal böyle iken çocukluğumda Ramazan bayramını yorumlayışım bu manada bir hayli ilginçtir. Zannederdim ki bayram diye yaşadığımız sevinç yeme içmeden kendimizi alıkoyduğumuz otuz günlük Ramazan ayının sona erip yiyip içmenin başladığı üç yüz yirmi beş günün başladığı gün sebebiyledir. Böylesi bir yorum çocukça bir yaklaşımın tutarlı bir mantığıydı aslında. Fakat daha sonra işin hakikatinin böyle olmadığını öğrendiğimde çocukça yaptığım yorumuma gülmüştüm ama hala bir çok insanın böyle düşünüyor oluşuna müttali olmam da üzmüştü beni.
Ramazan bayramını bayram kılan hususun Allah’ın emri, dolayısıyla İslam’ın şartlarından biri olan oruç ibadetini yerine getirmenin bahtiyarlığı olduğu gerçeğiymiş. Çünkü bu, Müslüman oluşumuzun bir gereğini yerine getirmenin muştulandığı bir gündür. Bu, ibadeti fire vermeden tamamlamanın verdiği iç huzurla kulluğun bilincine varışımızın günüdür. Bu, dünyanın tüm cilvelerine aldırış etmeden iç dünyamızı düzene koyarken nefs mücadelesinde zaferi elde ettiğimizin günüdür.
Her ibatin özünde sabretmek vardır. Sabır, başlanılan bir işi sonuçlandırmada gösterilen gayret ve sebatı ifade eder.
Mesela namaz, günde beş defa tekrarlanan zengin ve fakir oluşlarına bakılmaksızın akil-baliğ her müslümanın ömrü boyunca devam ettiği, Rasulullahın gözümün nuru dediği muazzam, farz bir ibadettir. Devamında sebat, özünde gösterilen gayretlerle ruhun eğitilmesi yer almaktadır.
Diğer taraftan insanın, mal canın yongasıdır özdeyişiyle formüle edilen dünya hırsını dizginlemede etken rol alan zekat ve haccın nefsin taşkınlıklarını önlemede bıraktığı etki klasik manada verilecek herhangi bir eğitimle kıyaslanmayacak derecede isteklere ket vurarak ruhu olgunlaştırmaktadır.
Bir ay boyunca tuttuğumuz oruçlarla geçirdiğimiz Ramazan ayı bir bakıma yoğunlaştırılmış bir ibadet semineri oldu biz müslümanlar için.
Her yıl tekrarlanan bu seminerin ilanı öneminden dolayı iki ay öncesinden yapılır ki her müslüman bu seminere hazırlıklı giriversin. Bir bakıma derse başlamadan önceki hazırlanmayı ifade eder bu ilan süreci.
“Recep Allah'ın ayıdır, Şaban benim ayımdır, Ramazan ise ümmetimin ayıdır." hadisi bir yerde seminer ilanının bir afiş cümlesi gibi görebiliriz.
Recep’te fena fillah, Şaban’da fena fi rasulillah mertebesine ulaşan bir mümin ancak o zaman Ramazan ayının iksiriyle buluşur. Ramazan’a hazırlıktır Recep ve Şaban ayları.
Ramazan ayı başlı başına nefis terbiyesinin içinde gerçekleştiği yoğunlaştırılmış bir eğitim evresidir.
Ramazan, bir ay boyunca günün belli aralıklarında nefsin yemeden içmeden alıkonduğu; teheccüd vaktinde yakarış halinde olunduğu (ki duaların icabet edildiği en makbul anlardır); beş vakit namaza ek teravih namazlarının kılındığı; iftar heyecanlarının yaşandığı; fıtır sadakalarının verildiği; genelde zekatların bu aya denk getirildiği; tilavet edilen ayetlerle hatimlerin indirildiği; Kadir gecesinin içinde gizlendiği ve bu sebeple son on gününde itikaflara girilerek eda edilen ibadet ve tefekkürlerle hep insanın iç aleminin derinliklerine yapılan bir yolculukla sülfi isteklerden arınmaların gerçekleştiği manevi eğitim semineridir.
Müminler oruçla kendilerini sadece yeme içmeden değil, kötü düşüncelerden, kaba ve çirkin davranışlardan, kul hakkı yemekten, harama bakmaktan, su-i zanlardan dedikodu, iftira ve yalan söylemek gibi dil afetlerinden de korurlar.
Kişiyi kötülüklerden korumayan namaz ve orucun yorgunluk ve aç kalmaktan başka bir şey olmadığını yine Peygamber efendimiz bildiriyor.
Her müslüman için kazanılan bu güzel meziyetlerin sair zamanlarda da devam etmesi esastır. Çünkü imtihan dünyasında yaşıyoruz. İmtihanın olduğu her yerde öğrenilmesi gereken bilgiler ve kazanımlar olacaktır. Başarı kazanımların bir neticesidir. Kalite ise bu kazanımların pekiştirilip devamında saklıdır. Ancak o zaman müreffeh bir hayat elde edilebilir. Ortalama seksen yıllık bir dünya hayatı için gerekli olan didinmeler sonsuz hayat için hayli hayli olmak zorunda. Bugün ortaya çıkan Epstein dosyalarından nefsini terbiye etmeyen insanların ahlaksızlık noktasında nasıl da hayvanlardan da aşağı bir seviyede olduklarını ve o insanların dünyayı nasıl da cehenneme çevirmek istediklerini gördüğümüzde ilahi emirlere göre yaşayıp hayat süren insanlara dünyanın ne kadar ihtiyaç duyduğu bir kez daha anlaşılmış oluyor.
Bayramlar sevinçlerin yaşanıp paylaşıldığı zaman dilimleri olması hasebiyle kıymetli addedilmiştir. Bu vesileyle sevincimizin umdesi tutulan şu oruçların tuttuğu müslümanlar olmak duasıyla Bayramınız kutlu olsun.
Mustafa Salim
22 Mart 2026 Ankara