Kahramanmaraş’ta 8. Sınıf bir öğrenci okuluna silahla gelip 9 kişinin canına kıymış. Kendi hayatına da kıyan öğrenci biri öğretmen olan okul öğrencilerini hedef gözeterek öldürmüş.
Okulun adı Ayser Çalık Ortaokulu. Okulda 1214 öğrenci var. İkili eğitim yapılıyormuş okulda. Sabah bir grup, öğleden sonra bir grup eğitim görüyormuş. 15 derslikli bu okulda 52 öğretmen varmış.
2023’te depremin vurduğu Kahramanmaraş’ı bugün bu elim olay vurdu. Tam 9 cana kıyan da aynı okulun öğrencisi. Yanından 5 silah ve 7 şarjör getirmiş. Okula geldiği saatte 5. Sınıfların olduğu iki sınıfa girmiş ve belli ki hedef gözeterek silahını ateşlemiş. 13 kişi de yaralı, 6'sı yoğun bakımda.
8. sınıf öğrencisinin bu cinnet hali bütün toplumda şok etkisi yarattı. Dün Şanlıurfa Silvan’da gerçekleşen olayın şoku bitmeden bugün Kahramanmaraş’ta derin acı yaşandı. O uzun havada da denildiği gibi;
Maraş maraşta derler uy amman amman
Bu nasıl maraş bu nasıl maraş
Al kızıl kan içinde can veren kardaş
Giden canlar, bir öğretmen ve beşinci sınıf çocuklarıymış. Daha tazecik çocuk. Bu acının tarifi mi olur.
Hep eğitimi konuşuruz. Ben de genelde eğitimi yazarım. Bu eğitim değil ki, nasıl yazayım. Bu olayın eğitimle ilgisi yok. Ne öğretmenle ilgili ne okulla ilgili.
Bir çocuğun kendi okuluna saldıracak kadar kontrolden çıkmış olması ciddi olarak eğilmemiz gereken husustur. Bu çocukları soğuk kanlı katile dönüştüren süreç ne çocuğun anasıyla ilgilidir ne babasıyla. Bu başka bir şey…
Bu husus ne kalabalık okulla ilgili ne de eğitim yönetimiyle ilgili. Sosyal çevreden bile değildir sebep. Bir çocuk, başka çocukları ve öğretmeni hedef alarak öldürüyor.
5 farklı silah ve 7 şarjör, katliamın planlı olduğunu gösteriyor. Çocuğun 15 kişiye arka arkaya hedef alarak ateş etmesi, isabet ettirmesi, tabancayı kontrolü, eğitim aldığını ortaya koyuyor.
Babanın aktif görevde üst düzey bir polis olması silahları nereden bulduğunu gösteriyor. Bu çocuğun silah kullanmayı nerede öğrendiğini de açıklamaktadır.
Anne öğretmen. Bir meslektaşımız yani. Kimse evladıyla böyle imtihan edilmek istemez. Kimse çocuklarının böyle acı olayların müsebbibi olmasını hayal dahi edemez.
Herkes bu olayın neden kaynaklandığını soruyor. Okulda güvenlik yetersizliğinden söz edenler, öğretmenin otoritesinin zayıflığına vurgu yapanlar çok.
Okullarda akran zorbalığı meselesi gündemde. Bir meslektaşıma sordum, zorbalık yapan çocuğu disipline verebilir misiniz? Veririz dedi. Davranışlarına devam ederse okul değişikliği talep edebilir misiniz? Edebiliriz dedi.
Öğretmenler ve okul yönetimleri şiddet problemi olan çocuğu okuldan uzaklaştıracak süreci başlatamayacak kadar aciz mi? Neden hala akran zorbalığını konuşuyoruz ki? Davranış problemleri olan çocukla ilgili ebeveynin hiçbir tedbir almadığı durumlarda okulda öğretmenlerin yapacakları çok sınırlıdır.
Ben esas şuna noktaya gelmek istiyorum. Çocuklarımız, okulda olmadığı saatlerde kimlerle ve nelerle vakit geçiriyor? Bunları biliyor muyuz?
Özellikle çalışan anne-babalar belirli yaşlara kadar çocuklarını bir yetişkin gözetimine tabi tutarak büyütüyor. Belirli yaşa geldiklerinde ise çocukların kendi başlarına idare edecekleri gerekçesiyle yetişkin gözetimini kaldırıyorlar.
Bu haklı gerekçe bir tehlikeyi de içerisinde barındırıyor. Çocuk eve geldiğinden çoğunlukla yalnız, interneti, bilgisayarı, tableti ve akıllı telefonu olan bir ortamda kalıyor. İnternetin ve teknolojik cihazların kötüye kullanımı tam da bu sırada, ebeveynin ve yetişkin kontrolünün olmadığı zaman dilimlerinde gerçekleşiyor.
Çocukların bir kısmı ciddi şekilde sanal tehlikelerle karşı karşıya kalıyorlar. Oyun ve arkadaşlık adı altında kimliği belirsiz kişilerin etkisi altında kalabiliyorlar. Bunun yanında kontrolü meçhul sanal ortamlarda çocuk masumiyetini tahrip edecek şeylere maruz kalıyorlar. Argo ve küfürlü konuşma bu tahribatın en hafifidir.
Düşünün yıllar önce, tesadüfen bir videoya denk geldim. Arabaların bütün olarak atıldığı ve sonunda küçük demir parçaları haline getirildiği dev metal kıyma makinesine canlı bir hayvanın atıldığını gördüm. Hala etkisinden kurtulmuş değilim. Çocuklarımız bunların beterlerine muhatap oluyor olması kuvvetle muhtemel.
Ahmet Minguzi’yi hatırlayın. O yavrucağı katledenler aileye ulaşıp onları da tehdit etmişlerdi. Ahmet Minguzi’nin mezarına dahi saldıracak kadar gözü dönmüş bir kitlenin ilk defa o zaman farkına varmıştık.
Kahramanmaraş’taki olayda bir telegram kanalının adı geçiyor. Minguzi olayında görüldüğü gibi yaşları 18’in altındaki kişiler örgütlü şekilde şiddet olaylarını planlayıp eyleme geçiyor. Bunların hepsi bir iletişim ve etkileşim kanalına işaret ediyor.
Siverek’te meydana gelen olay birden bu tür eylemleri tetikledi. Yarın başkalarının da okula silahla gelip eyleme yapması kuvvetle muhtemel.
Bakanlığın yerinde olsam okulları birkaç gün tatil eder, bu tür sosyal medya ve iletişim gruplarını, üyelerini, eylemlerini deşifre edip çökertecek süreci başlatırdım. Hali hazırda bu süreç başlamıştır ama çok daha derin siber etkileşim yapıları var. Bunları çökermek gerek.
Minguzi olayında görüldüğü gibi örgütlü bir suç yapısı var. Üstelik bunlar 18 yaş altında. Bu yapı bir tane değildir. Siber suç yapılarına karşı çok dikkatli olmak gerekiyor.
Suça yönelme, suç işleme konusunda çok farklı etmenler vardır. Bugün toplumda şok etkisi yapan olay bizce Minguzi cinayetiyle ilişkilidir.
Çocuk çocuğu öldürüyor. 18 yaşından küçük gözü dönmüş katiller var. Hiçbir değeri olmayan, hiçbir kutsalı olmayan bu çocuklar nasıl ortaya çıkıyor iyice araştırmak gerek.
Mesleki olarak ebeveynin eğitmediği ama başka mecralarda eğitilen çocukları görüyoruz. Yaşına göre görmemesi gereken şeyleri gören, muhatap olmaması gereken kişilerle muhatap olan çocuklar var. Çocuk istismarının ve ihmalinin en derin örneklerini sanal alemde çocuklarımız yaşayabiliyor.
Anne babalar çok dikkatli olmalı. Çocukların ilişkilerini ve sanal oyunlarını onların hayatlarını gözetim altına almadan kontrol edin. Özellikle sanal alemde geçirdiği süreleri ve arkadaşlıkları sınırlandırın. Gerektiğinde uzman yardımı alın.